Etiket: 51. Bölge

  • Amerika’nın Kara Kutusu:  Area 51

    Amerika’nın Kara Kutusu: Area 51

    Herkesin Bildiği Gizli Bölge

    Nevada Çölü’nün ortasında, Dünya’nın en büyük iki askeri üssünün arasında Area 51 (51. Bölge) adı verilen Dünya’nın en gizemli askeri üssü bulunuyor. Bu üssün varlığını ABD hükümeti yıllar boyunca reddetti. Peki ABD hükümeti bu üssün varlığını neden reddetti ve bu üste neler yapıldı? Ve daha ilgi çekici olan kısmı ise bu üste neler olduğu iddia ediliyor?

    -Area 51 Efsanesi Nasıl Ortaya Çıktı

    Hikayenin başlangıç noktasına gitmemiz için 1947 yılına ABD’nin ücra bir noktasında yer alan Roswell Kasabası’na gitmemiz gerekiyor. Sıradan bir günün gecesinde yaşanacak gizemli bir olay Dünya tarihinin en gizemli yerlerinden birinin efsanesini başlatacaktı. Bu sıradan gecede gizemli bir cisim yüksek miktarda gürültü ve ışık saçarak yere çakıldı. Sabahın ilk ışıklarında ABD ordusu bölgeye ulaşmıştı. Enkazı ilk inceleyen kişi istihbarat subayı Binbaşı Jesse Marcel oldu. Marcel, enkazı gördüğünde basına “Bu Dünya’ya ait bir şeye benzemiyor” demişti. Ancak ilerleyen zamanlarda ABD ordusu bu açıklamayı reddetti ve bölgeye bir meteoroloji balonunun düştüğünü iddia etti. Bu gece yaşananlar tarihe Roswell Olayı olarak geçti.

    Enkazın bulunduğu yere siviller ve medya sokulmadı. ABD ordusu burada ne var ne yoksa topladı ve bilinmeyen bir yere götürdü. 51. Bölge ise bu kalıntıların götürüldüğü yer olarak iddia ediliyor. Aslında 51. Bölgenin 1955 yılında kurulduğu iddia ediliyor çünkü 1957 yılında SSCB bölgenin uydu fotoğraflarını çekmiş ve bütün Dünya’ya “İşte ABD’nin gizli üssü” diyerek servis etmişlerdi. Buna rağmen ABD hükümeti 51. Bölge’nin varlığını en baştan beri reddediyor ve hala reddetmeye devam ediyor. Peki Nevada’nın en büyük şehri olan Las Vegas şehrine 100 mil yani yaklaşık 156 km mesafede bulunan bu üssün gerçek var oluş sebebi nedir?

    -51. Bölge Kuruluşu

    Popüler kültür veya bilim-kurguya ilgili iseniz hayatınızın bir noktasında 51. Bölge adını ve hakkında anlatılan komplo teorilerini duymuşsunuzdur. İddialara göre 51. Bölge, ABD hükümetinin bir şekilde elde ettiği uzaylı teknolojilerini depoladığı, tersine mühendislik ile anlamak, araştırmak ve geliştirmek için kurulmuştur. Yine iddialara göre ABD hükümeti bugün sahip olduğu birçok üstün teknolojiyi uzaylılardan elde ettikleri teknolojiler sayesinde üretti. Bunlar içerisinde mikroçipler, bilgisayarlar, lazer silahları, uydular, gelişmiş optik sistemleri, hatta hayalet uçakların yapılmasını sağlayan bile uzaylı teknolojisiydi ve ABD bu teknolojileri kendi çıkarları için kullanarak Dünya üzerinde ki hakimiyetini arttırmaya devam etti.

    Bir başka iddia daha var ancak bu iddia çok daha uçuk. Bu iddiaya göre 51. Bölge aslında bir tür yıldızlararası hava alanı, uzay merkezi gibi bir yer. Dünya’yı düzenli olarak ziyaret eden yıldızlararsı medeniyetler; Greyler, Reptilianlar, Klingonlular, Vulcanlılar, Cylonlar gibi medeniyetlerin düzenli olarak geldikleri, konakladıkları ve transit geçiş yapmak için kullandıkları bir bölge. Bir tür intergalaktik birleşmiş medeniyetler serbest geçiş bölgesi gibi düşünülebilir. Yani aslında tam anlamı ile bir Man in Black senaryosu.

    -Resmi Açıklama

    2014 yılında ABD hükümeti, halk tarafından 51. Bölge olarak bilinen bu gizli üssün aslında U-2 casus uçakları için kullanılan özel bir tesis olduğunu açıkladı. Fakat internette yapabileceğiniz araştırmalarda iş U-2 casus uçaklarından biraz daha ileri gidiyor. Öteye gidiyor derken eğer uzaylılardan bahsedeceğimizi düşünüyorsanız hevesinizi kırmak istemem ancak olayın uzaylılar ile uzaktan yakından alakası yok.

    -51. Bölge’nin Gerçek Sırrı

    Burada olanlar uluslararası askeri hukuku eğip büken ve sınırlarını aşan şeyler. Konu endüstri casusluğu ile ilgili. Nevada’daki bu büyük askeri tesis aynı zamanda ABD hükümetinin yeni ve gizli askeri projelerini test ettiği bir alan. Bugün gördüğümüz üst seviye teknoloji kullanan hayalet uçaklar ya da diğer askeri teknolojilerin ilk prototipleri, örnekleri, başarılı veya başarısız versiyonları ilk olarak burada test edildi. U-2 casus uçağı, B-1 ve B-2 bombardıman uçakları, F-117’ler, F-22’ler, SR-71 Blackbird, RAH-66 Comanche gibi askeri platformlar ilk testlerini burada yaptı.

    Yani bu bölgenin çok gizli olmasının sebeplerinden biri de çok gizli ve henüz başlangıç seviyesindeki askeri teknolojilerini test ettiği bir alan olması. Bu yüzden bu bölgede gizlilik gerçekten de çok önemli. Bunlar dışında ABD hükümetinin bu bölgeyi bu kadar gizli tutmaya çalışmasının bir sebebi de askeri teknoloji casusluğu.

    -Gerçek Sır: Endüstri Casusluğu

    ABD hükümeti; karaborsa üzerinden, bazı ayrılıkçı gruplar üzerinden, parayla satın aldığı bazı askeri mühendisler ya da subaylar sayesinde düşmanı ya da rakibi olarak gördüğü ülkelere ait bazı teknoloji sistemlerini çalıyor. Bunu tabi ki de asla resmi olarak kabul etmiyorlar ama gayriresmi yollardan özellikle Çinlilere ya da Ruslara ait yüksek teknolojili askeri platformlara ait bilgileri bir şekilde elde ettiği bilinen gerçek. 51. Bölge olarak adlandırılan bu alan ise rakip ya da düşman olarak görülen bu ülkelerden elde edilen silahların test edildikleri, incelendikleri ve onlara karşı bazı önlemlerin geliştirildiği çok kritik bir yer.

    Bu açıdan bakınca 51. Bölge’nin olabildiğince gizli tutulmaya çalışılması gayet mantıklı çünkü burada yapılan şey açık bir şekilde askeri casusluk. Aktif bir savaş durumu olmadığı için de bu endüstri casusluğuna giriyor. Bunlar ülkeler tarafından bilinse de kamuoyuna açık bir şekilde ortaya çıkması demek çok ciddi bir uluslararası krizin ortaya çıkması anlamına geliyor.

    Yani ABD hükümetinin çok büyük iki askeri üssün ortasında rakip devletlerden ele geçirdiği askeri platformları test ettiği ve incelediği bir alanı kamuoyuna açıklaması tabi ki mantıklı bir hareket değil. Gerçeğe en yakın tanımlama bu fakat insanlar gerçeğe değil gerçek olmasını istedikleri şeye inanmayı severler.

    -Komplo Teorileri Hakkında

    Bütün bu gerçekler anlatıldığında komplo teorilerine inananlar bazı sorular sormaya başlıyorlar:

    “Orası çok sıkı korunup gizlenmeye çalışılıyor.” diyorlar.

    Bu gayet mantıklı değil mi? Çünkü orası askeri bir üs

    “Oraya girmeye çalışırsanız askerler peşinize düşüp sizi yakalıyor ve geri gönderiyorlar. Eğer şansınızı daha da zorlarsanız sizi tutukluyorlar hatta vuruyorlar”

    Bu tarz sözler söyleyenler için cevap çok basit: Burası bir askeri üs ve sıradan bir askeri üs de değil son teknolojilerin test edildiği ve casusluk faaliyetlerinin yapıldığı bir askeri üs.

    Bırakın böyle önemli bir askeri üssü ilçenizde bulunan emniyet müdürlüğüne gizlice girmeye çalışırsanız sizce size izin verirler mi? Hiçbir şey olmamış gibi bırakırlar mı? Bir askeri üsse sivillerin rahat bir şekilde girememeleri gayet doğal. Bunun garip bir yanı yok. Bilinen kadarıyla sivillerin rahat bir şekilde girip çıkabildikleri bir askeri üs Dünya’da yok.

    O bölgede gerçekten de devasa bir askeri üs var, bu üssün içinde ekstra güvenlikli başka bir bölge var ama bu alan uzaylılarla etkileşim kurulan değil ileri askeri teknolojilerin test edildiği bir alan.

    -Efsanenin Asıl Amacı: Yenilmez Amerika İmajı

    Peki bu komplo teorisi nasıl bu kadar büyüdü? Bu Amerikan popüler kültürünün ve Hollywood’un Dünya’ya vermek istediği bir algının sonucu. 51. Bölge, Amerikalıların elinde uzaylı teknolojisi olması, 11 Eylül’de kuleleri ABD derin devleti kendi patlattı vs gibi iddialar. Her şeyin aslında ABD’nin bilgisi dahilinde olduğu iddiası. Bu aslında yıllardır yürütülen ve ABD’nin çok başarılı olduğu bir psikolojik savaş. Bu sayede kafamızdaki çok güçlü, yenilmez Amerika fikri pekişiyor. Vietnam’da kaybeden, Ortadoğu bataklığına saplanan, Afganistan’da rezil olan ABD kafamızda yenilmez imajını bu şekilde sürdürüyor.

  • Komplo Teorilerinin Sıfır Noktası: Roswell Olayı

    Komplo Teorilerinin Sıfır Noktası: Roswell Olayı

    Sıradan Bir Gece

    Tarih 1947, yer New Mexico’nun ıssız bir kasabası olan Roswell. Sıradan bir günün gecesinde yaşanacak gizemli bir olay Dünya tarihinde bir dönüm noktası olacaktı. Bu gece yaşananlar onlarca yıl boyunca insanların aralarında konuşacağı, yüzlerce filmin teması olacak bir efsaneyi ve yüz binlerce insanın inandığı komplo teorilerinin başlangıcıydı. Bu sıradan gecede gizemli bir cisim yüksek miktarda ışık ve gürültü saçarak yere çakılacak ancak bu kazanın yankıları onlarca yıl boyunca duyulmaya devam edecekti. Bu sıradan gece insanların aklında Roswell Olayı olarak kalacaktı.

    Sabahın ilk ışıklarında ABD ordusu bölgeye ulaşmıştı. Yapılan ilk açıklama tanımlanamayan bir cismin düştüğü oldu. Ancak ilerleyen zamanlarda ABD ordusu bu açıklamayı reddetti ve bölgeye bir meteoroloji balonunun düştüğünü iddia etti.

    Enkazın bulunduğu yere siviller ve medya sokulmadı. ABD ordusu burada ne var ne yoksa topladı ve bilinmeyen bir yere götürdü. İnsanlara göre enkazın götürüldüğü yer de kısa zaman sonra başka bir komplo teorisi olacak olan Area 51 idi. Enkaz hakkındaki yayınlanan tek resmi fotoğraf ise enkazı ilk inceleyen istihbarat subayı Binbaşı Jesse Marcel’in, General Ramey’nin ofisinde, resmi olarak “hava balonu” olduğu söylenen enkaz parçalarıyla poz verdiği fotoğraf oldu.

    Ancak Yerel ordu üssü, Roswell Daily Record gazetesine resmi bir basın bülteni geçti: “RAAF (Roswell Ordu Hava Üssü) Bölgede Bir Uçan Daire Ele Geçirdi.” bu açıklama ipin koptuğu noktaydı.

    Bu, bir ordunun “UFO bulduk” dediği ilk ve son andı. Çünkü tam 24 saat sonra her şey değişti. Ordu, bir yanlış anlaşılmanın olduğunu ve bulunan şeyin bir sıcak hava balonu olduğunu açıkladı. Ancak bu açıklama için artık çok geçti, insanlar bir kere akıllarını başlarından alan o haberi okumuşlardı.

    İşte 70 küsur yıldır bitmeyen, filmlere konu olan ve “Area 51” efsanesini doğuran o büyük tartışmanın fitili tam o gün ateşlendi. Peki, Roswell’e o gün gerçekten ne düştü?

    -“Uçan Daire”den “Hava Balonu”na 24 Saatlik U-Dönüşü

    Bu hikayedeki kilit adam, enkazı ilk inceleyen istihbarat subayı Binbaşı Jesse Marcel. Marcel, enkazı gördüğünde basına “Bu Dünya’ya ait bir şeye benzemiyor” demişti. Araziden topladığı parçaların kağıt kadar ince ama inanılmaz sağlam olduğunu, bükülüp eski haline döndüğünü (hafızalı metal gibi) anlattı.

    Ancak ordu manşeti görünce panikledi. Hemen üst düzey bir komutan olan General Roger Ramey devreye girdi.

    Ertesi gün, Binbaşı Marcel bu kez Teksas’taki bir basın odasındaydı. Önüne farklı olduğu iddia edilen enkaz parçaları (bariz bir şekilde balon ve radar reflektörü parçaları) kondu ve “İşte bulduğumuz şey bu” pozu verdirildi.

    Komplo teorisyenlerinin takıldığı yer tam burası: Neden koskoca bir istihbarat subayı, basit bir meteoroloji balonunu “Dünya dışı” bir enkazla karıştırsın?

    Olay 30 yıl boyunca bu “hava balonu” açıklamasıyla küllendi. Ta ki 1970’lerin sonunda Binbaşı Marcel emekli olup konuşana kadar…

    Marcel, “O gün basına gösterdiğimiz parçalar gerçek enkaz değildi. Bize yalan söylettiler. Gördüğüm şeyin ne olduğunu bilmiyorum ama bizim teknolojimiz değildi,” diyerek bombanın pimini çekti ve masanın üzerine bırakarak odadan çıktı.

    -Masadaki Üç Ana Teori: Hangisi Daha Mantıklı?

    Peki, ordu neden yalan söyledi? Neyi saklıyorlardı? İşte masadaki üç ana senaryo:

    ~Teori 1: Resmi Açıklama – Project Mogul

    En sıkıcı ama “resmi” olanla başlayalım. Ordu, 1990’larda kamuoyu baskısı artınca 1947’deki “hava balonu” açıklamasını güncelledi:

    İlk yapılan meteoroloji balonu açıklamasının yalan olduğunu kabul ettiler. O balonun sıradan bir meteoroloji balonu olmadığını, adı Project Mogul olan çok gizli bir askeri casus balon olduğunu açıkladılar.

    Project Mogul, Sovyetler Birliği’nin nükleer denemelerini atmosferin üst katmanlarından tespit etmeye çalışan bir projeydi. Bu, enkazın neden “garip” göründüğünü (radar reflektörleri, folyolar) ve ordunun neden apar topar olayı örtbas ettiğini açıklıyordu. Sonuçta henüz Soğuk Savaş’ın başlarındaydılar ve gizli bir casusluk projesinin ifşa olmasını istemediler.

    Mantıklı mı? Evet, fazlasıyla.

    ~Teori 2: Klasik Anlatı – UFO ve Tersine Mühendislik

    Bu, yıllardır filmlerden ve popüler kültürden bildiğimiz hikaye. Düşen şey gerçekten de Dünya dışı bir araçtı.

    Bu teoriye göre, ordu sadece enkazı değil, “uzaylı mürettebatın cesetlerini” de topladı. (kasabadaki cenaze levazımatçısının “küçük çocuk boyutunda tabutlar” sorulduğuna dair tanıklığı gibi iddialar mevcut).

    Her şey toplandı, Ohio’daki Wright-Patterson Üssü’ne ve oradan da efsanevi Area 51‘e götürüldü. ABD’nin o günden sonraki tüm teknolojik atılımlarının (stealth uçaklar, fiber optik vb.) bu enkazdan yapılan “tersine mühendislik” sayesinde olduğuna inanılır.

    Mantıklı mı? Kulağa bilimkurgu gibi gelse de, Binbaşı Marcel gibi üst düzey tanıkların “bizim değildi” ısrarı bu teoriyi hep canlı tuttu.

    ~Teori 3: En Mantıklı Komplo mu? – Gizli “Uçan Kanat” (YB-49)

    Gelelim en gerçekçi olan komplo teorisine. Örtbas edilen şeyin düşen bir UFO değil de henüz yeni geliştirilmeye başlanmış olan ve günümüzde sıkça adını duyduğumuz B-2 Spirit hayalet bombardıman uçağının atası olan 52 metre kanat açıklığına sahip YB-49 olması.

    Unutmayın, yıl 1947. ABD, Soğuk Savaş için harıl harıl yeni silahlar geliştiriyor. O dönem testleri yapılan çok gizli bir proje vardı: Northrop YB-49 “Uçan Kanat”.

    Bu uçak, modern B-2 (Hayalet Bombardıman Uçağı) uçağının atası. Radikal, bumerang benzeri bir tasarımdı ve 1947’de bunu gören herhangi biri (Binbaşı Marcel dahil) muhtemelen “Dünya dışı bir teknoloji” sanardı.

    Şimdi düşünün: En yeni, en devrimci, son teknoloji prototip uçağınız New Mexico’da bir çiftliğe çakılıyor. En büyük düşmanınız Sovyetler Birliği’nin bu teknolojiden haberdar olmasını ister misiniz? Asla.

    Bu durumda ordunun iki seçeneği vardı:

    “Gizli uçağımız düştü” demek
    “Hava balonu düştü” demek

    Halkın “UFO düştü” demesine izin vermek, “gizli prototipimiz düştü” demekten çok daha tercih edilebilirdi. Bu teori, hem Jesse Marcel’in enkazı neden tanıyamadığını (çünkü cüretkar bir prototipti) hem de ordunun neden bu kadar şiddetli bir örtbas yaptığını mükemmel açıklıyor.

    -Sonuç: Roswell’in Mirası

    Roswell’e o gün ne düşmüş olursa olsun; ister casus balonu, ister gizli uçak, isterse de “ziyaretçiler” bir gerçek değişmiyor:

    Roswell’in mirası, enkazın kendisinden çok, ordunun 24 saat içinde attığı o U dönüşü ve “resmi” yalan üzerine kurulu. O gün, “hükümet bizden bir şeyler saklıyor” fikri milyonlarca insanın zihnine kazındı ve Roswell Kazası, tüm komplo teorilerinin “Sıfır Noktası” haline geldi.

    Peki, siz hangi taraftasınız?

    1. Resmi açıklama: Gizli bir casus balon (Project Mogul).
    2. Mantıklı komplo: Gizli bir askeri uçak (YB-49).
    3. Klasik komplo: Gerçek bir UFO.