Etiket: Batman Üçlemesi

  • Bir Efsanenin Doğuşu: Batman Begins

    Bir Efsanenin Doğuşu: Batman Begins

    Nolan Batman’i Neden Özel

    Batman markası özellikle 1990’lı yıllarda çekilen rezil filmlerin ardından bir daha toparlanamaz bir marka olarak görülüyordu. Tam da bu dönemlerde Warner Brothers, Christopher Nolan’a bir teklifte bulunur. Aslında bu dolaylı bir tekliftir. Warner Brothers, Nolan’ın eşi ile iletişim kurar çünkü Nolan’ın eşi prodüksiyon işlerini yapmaktadır. Eşi bu teklifi şakayla karışık bir şekilde kahvaltı sırasında Nolan’a söyler. Eşi şaşkına döner çünkü Nolan teklifi kabul eder. Teklife çok olumlu bakmaktadır hatta fikirlerinden bahsetmeye başlamıştır. Bu heves ile ilk film olan Batman Begins çekilecektir.

    Nolan’a göre Batman filmi daha ciddi, daha gerçekçi, daha realist olmalıdır. Nolan kardeşlerin en çok işine yarayacak olan şey ise Batman hakkında çok materyal olması. Özellikle ilham aldıkları kaynaklar ilk film için “Batman: Year One” , “The Long Halloween” ve “The Man Who Falls” çizgi romanlarıydı. Serinin devam filmlerinde ise “The Dark Knight Returns” ve “The Killing Joke” çizgi romanları ilham kaynağı olarak alınacaktı. Böylelikle The Dark Knight üçlemesi planlanmaya başlandı.

    Serinin ilk filmi The Batman Begins klasik bir origin (köken) hikayesidir. Bruce Wayne’in, Batman oluşunu ve suçla mücadelesini anlatır. Ancak bu filmin tüm seri boyunca sürecek temel bir felsefi alt metni vardır. Nolan’ın Batman üçlemesini diğer süper kahraman filmlerinden ayıracak olan her şeyden önce politik, felsefi ve sistem analiziyle eleştirisi içermesidir.

    Çoğu Batman hikayesi gibi bu film de Wayne ailesinin öldürülmesi ile başlar ancak devamında yaşanacak olanlar farklıdır. Bruce; suçla, yargı sistemiyle ve her şeyden önce “adalet” kavramı ile sorun yaşamaktadır. Ailesini öldüren Joe Chill, yıllar sonra mafya lideri Carmine Falcone (Falkoni) aleyhine tanıklık etmesi karşılığında erken tahliye fırsatı yakalar.

    -Bruce Wayne’in Sistemle Savaşı

    Bu durum Bruce için bir kırılma noktasıdır. Mahkeme adil değildir, sistem adil değildir, hayat adil değildir. Bruce, adaleti kendi elleriyle sağlamak için Chill’i öldürmeye karar verir. Ancak mahkeme çıkışında, Falcone’nin bir tetikçisi Bruce’dan önce davranır ve Chill’i öldürür.

    Bu olay üzerine çocukluk arkadaşı Rachel Dawes ile yaptığı konuşma, filmin ana fikrini belirler. Bruce, elini kirletmek zorunda kalmadığı için Falcone’ye teşekkür etmesi gerektiğini düşünürken Rachel ise adalet ve intikamın aynı şey olmadığını söyler. Rachel için amaç suçluyu hedef almak değil suça sebep olan nedenleri ortadan kaldırmaktır. Bruce’un planını öğrenince çok sinirlenir ve eğer babası hayatta olsaydı ondan utanacağını söyler.

    Rachel, Falcone gibilerin sistemi etkisi altına aldığını ve sistemin onlara müdahale edemediğini söyler. Bruce bundan etkilenir ve Falcone’den hesap sormaya gider. Doğal olarak Falcone, Bruce Wayne’in söylediklerini umursamaz. Bruce’a kendi gücünü gösterir. Falcone için gerçek güç korkudur. Aslında bu sahnede Falcone istemeden Batman’i yaratacak olan o kıvılcımı ateşlemiştir.

    -İnsan Neden Suç İşler?

    Bruce Wayne bu olaydan sonra criminal olaylara saplantılı hale gelir. Dünya’yı gezmeye başlar. Kendisi de bu yolculuk sırasında suç işler çünkü suç işleyenlerin psikolojisini ve hayatlarını anlamak ister. Tek bir sorunun yanıtını arıyordur. İnsan neden suç işler?

    Yolculuğu onu Çin’de bir hapishaneye ve nihayetinde Ra’s al Ghul ile tanışmaya götürür. Ra’s, Bruce’a “Gölgeler Birliği”nin (League of Shadows) de kötülükten nefret ettiğini ve gerçek adaletin peşinde olduklarını söyler. Bruce burada her türlü fiziksel ve zihinsel eğitimi alır. Ancak eğitimin sonunda Bruce ve Ra’s arasında derin bir felsefi çatışma ortaya çıkar: Adaletin tanımı.

    -Onarıcı Adalet ve Cezalandırıcı Adalet

    Film, bu noktada iki farklı adalet anlayışını önümüze serer:

    Onarıcı adalet, suçun mağdurda sebep olduğu zararın giderilmesinin ve onarılmasının yanında suçlunun da suçunu kabul etmesini ve topluma kazandırılmasını amaçlayan adalet anlayışıdır. Suçu yaratan sebeplere odaklanır.

    Cezalandırıcı adalet, direkt olarak cezalandırmak hatta mümkünse işlenen suçun aynısının suçluya karşı işlenmesinden yani temelde kısasa kısas anlayışından ortaya çıkar. Bu adalet anlayışına göre sosyal eşitliğin ve adaletin sağlanması için ceza zorunlu bir unsurdur.

    Onarıcı adalet anlayışında sosyal adaletin sağlanmasının temin edilmesi için kullanılacak yöntem; fail, mağdur ve toplumun katılımı ile gerçekleştirilecek bir sosyal diyalog ve anlaşmadır. Yani bir tarafta suçun sebeplerine odaklanan diğer tarafta ise suçluya ve suça odaklanan bir bakış açısı vardır.

    Ra’s al Ghul’a göre gerçek adalet, cezalandırıcı adalettir ancak ona göre bu eksik uygulanıyordur. Ona göre suçlular toplumun iyi niyetini suistimal etmektedir. Ra’s al Ghul’a göre cezalandırıcı adaletin ardında bir tür denge vardır. Ona göre adalet Newton’un 3. yasasına uymalıdır. Her etkiye karşılık eşit ve zıt bir tepki kuvveti olmalıdır. Fizikte bu yasa nasıl maddeler arasındaki etkileşimi belirleyen evrensel bir yasa ise aynı şekilde intikam davranışı da işlenen suça gösterilecek evrensel bir tepki olarak görülmelidir. Bu mantık deontolojik düşünceyi temel almaktadır. Yani suçu işleyen kişi, işlediği suç için cezalandırılmalıdır.

    Ra’s al Ghul, ailesinin öldürülmesindeki suçlunun Bruce’un babası olduğunu söyler. Bu bakış açısına göre Bruce’un babası suçu önlemek ile yükümlüdür. Katil elbette suçludur ve öldürülmeyi hak etmiştir ancak Bruce’un babası da suça engel olamadığı için ölmeyi hak etmiştir. Ra’s al Ghul, eğitiminin sonunda Bruce’dan bir suçluyu infaz etmesini istediğinde ipler kopar. Bruce, cellat olmayı reddeder.

    -Gotham’ın Kurtuluşu

    Bruce, Gotham’a döndüğünde sistemin yapamadığını yapmaya karar verir: Bir sembol olmak. Bir insan etten ve kemikten ibarettir, öldürülebilir. Ancak bir sembol; çürümez, korkutulamaz ve yok edilemez. Suçlular polisten korkmuyordur ama Batman’den korkmaya başlarlar. Bruce, Falcone’nin ona öğrettiği “korku” gücünü, bu sefer suçlulara karşı kullanır. Hatta öyle ki şehre döndüğünde yaptığı ilk şeylerden biri Falcone’yi yakalayıp bir fenere bağlayarak hafızalara kazınan sembolünü gökyüzüne yansıtmak olur.

    Bu noktada Ra’s al Ghul, Gotham’a gelir. Planı bütün şehri yok etmektir çünkü onun düşünce anlayışına göre bu çürümüş şehrin sorumlusu halktır. Suçluları cezalandırma ideolojisini al Ghul tüm şehre ve devlete uygulamak ister.

    Batman yani Bruce Wayne’e göre ise suça sebep olan mafyaları ve iş adamlarını yakalayıp korku salarsa yani Falcone’nin ona farkındalığını kazandırdığı korkunun gücünü gösterirse kimse suç işlemeyecektir. Suç işlemekten korkacaklardır. Yani aslında Batman tam anlamıyla olmasa da onarıcı adaletin tarafındadır.

    -Sırada Ne Var?

    Filmin sonunda Batman şehri fiziksel olarak kurtarmış, Komiser Gordon ile birlikte sokakları temizlemeye başlamıştır. Ancak her şey daha yeni başlamaktadır. Maskeli bir kahraman, kaçınılmaz olarak maskeli manyakları da şehre çekecektir. Gordon’un Batman’e uzattığı “Joker” kartı, kaosun yaklaştığının habercisidir. İşte tam bu noktada, sinema tarihinin en iyi devam filmlerinden biri olan The Dark Knight başlar.

    Kaynaklar:

    [Orijinal Senaryo (Batman Begins – Script)]: assets.scriptslug.com

    [Cezalandırıcı Adalet (Retributive Justice)]: plato.stanford.edu

    [Onarıcı Adalet (Restorative Justice)]: law.wisc.edu

  • Kaosun Felsefesi: The Dark Knight

    Kaosun Felsefesi: The Dark Knight

    The Dark Knight Neden Efsane?

    Film, tarihin en iyi açılış sahnelerinden biriyle Joker karakterini izleyiciye yani bize tanıtır. Joker özünde bir reaksiyondur, bir teröristtir. Nereden geldiğinin, nasıl ortaya çıktığının bir önemi yoktur. Vardır ve var olacaktır. Tıpkı bir gün uçakların ikiz kulelere çarpabileceği gibi, bir maçtan sonra canlı bombanın patlayabileceği gibi. Bunun nasıl olduğunun bir önemi yoktur. Önemli olan terörizmin var olduğudur ve her an yaşanabilir. Joker, Batman’in kurduğu sistemin cevabıdır. Joker, anarşizmdir.

    Batman, Savcı Harvey Dent ve Polis Müdürü Gordon suçluların canını okuyordur. Bu üçlü yasama, yürütme ve yargıyı yani devleti temsil etmektedir. Batman’e de sınırsız yetki verilmiştir. Batman artık 4. kol olmuştur. Bu yeni sistem, en açık şekilde filmin başlarında bulunan akşam yemeği sırasında Harvey Dent ve Bruce Wayne arasında geçen konuşmayla seyirciye aktarılıyor. Bu konuşmada Batman’i kim atadı sorusuna Harvey cevap verir.

    -Batman’i Kim Atadı?

    “Biz atadık, şehrimizi o pisliklerin ele geçirmesine izin veren herkes.” itiraz edilir. “Ancak burası bir demokrasi.” derler. Harvey’nin cevabı nettir. “Demokrasi tehlikeye girince Romalılar, demokrasiyi askıya alır ve bir kişiye imparatorluğu koruması için yetki verirdi.” Harvey için Batman tam da bu kişidir, şehri koruması için görevlendirilen o kişidir Batman. Harvey son bir cümleyle sözünü bitirir. “Ya kahraman olarak ölürsün ya da kötü birine dönüştüğünü görecek kadar uzun yaşarsın.”

    Suç dünyası bu yeni sisteme hemen karşılık verir. Terörle yani Joker ile reaksiyon gösterirler.

    Joker’in tek derdi, bu sistemin bir saçmalık olduğunu ispatlamaktır. Batman ve Ra’s al Ghul’un aksine Joker’in hiçbir sistemi yoktur. Joker’in sistemi, sistemsizlik yani kaostur. Ancak sistemi kırmak yetmez, Joker halkı da istiyordur. Bu noktada psikolojik savaş başlar.

    Alfred, Bruce’u uyarır. Geçmişte peşine düştüğü bir hırsızdan bahseder. “Bazı insanlar para gibi mantıklı şeylerin peşinde değildir. Satın almak, korkutmak, pazarlık yapmak ya da anlaşmak mümkün değildir. Yalnızca Dünya’nın yandığını seyretmek isterler.”

    Bruce başta bu uyarıyı anlayamaz. Bu filmde tartışmaya açık çok şey var aslında. Bunlardan en önemlisi de Joker’in “Yaralarım nasıl oldu, biliyor musun?” sorusu.

    -Yaralarım Nasıl Oldu, Biliyor Musun?

    Joker, bu soruyu sorduğu herkese farklı bir hikaye anlatır. Joker, yaralarının hikayesini karşısındaki kişiye göre anlatıyor. Bu sanıldığından çok daha korkunç bir şekilde karşısındaki kişiyi etkiliyor.

    Örneğin hikayesini önce siyahi mafya babası olan Gambol’a anlatıyor.

    Gambol’a anlattığı hikayede “Babam içkiciydi. Bir gün annemi kesti ve benim yüzüme de güzel bir gülücük kondurdu.” diyordu.

    Gambol’un çocukluğu nasıldı bilmesek de Joker’le ilk karşılaşmalarında tartışıyorlar. Joker, Gambol’a “Eğer işler böyle devam ederse Gambol’umuz babaannesine verecek bir tane bile penny bulamayacak” diyerek alay ediyor ve Gambol deliye dönüyor.

    Tabii ki Joker bir yolunu bularak Gambol’un geçmişini öğrenmiş. Eğer Gambol’un annesi öldürülmüş ve babası da hapse düşmüşse Gambol’un babaannesinin yanında büyümüş olması büyük bir olasılık. Ama özellikle Rachel’la arasında geçen diyalogda bu çok daha açık bir şekilde gözüküyor.

    Joker anlatmaya başlar. “Benim bir eşim vardı, aynı senin gibi kumar oynar ve tehlikeli adamlarla iş yapardı. Onu mutlu etmek için kendimi bu hale soktum ama ne oldu biliyor musun? Benim bu halime dayanamadı ve beni terk etti.”

    Bruce Wayne de aynı bu hikayedeki gibi Rachel’ı memnun etmek için Batman’e dönüşüyor çünkü Rachel, Bruce’a değişmesi gerektiğini söylüyor. Kendisi de suçluları yakalamak için büyük planlar yapıyor, yani aslında büyük kumar oynuyor; fakat Bruce, Batman olunca ona tahammül edemiyor ve terk ediyor. Tıpkı Joker’in hikayesindeki gibi.

    Bu da aslında şu anlama geliyor: Joker en baştan beri Batman’in kim olduğunu biliyor. Bu da kendini bilerek Gordon’a yakalatmasını açıklıyor. Joker, Batman’e “maskeni çıkar da kim olduğunu göster” derken gerçek yüzünden değil kişiliğinden bahsediyor. Bu yüzden Joker, Batman’e sürekli olarak farklı olmadıklarını ima ediyor ve “benden farklı değilsin” diyor. Bunu aklınızda tutun.

    -Bana Batman’i Verin

    Joker, Batman kostümü giymiş olan birine işkence ettiği bir videoyu haber kanallarına gönderir.

    Videoda Batman kimliğini açıklamadığı sürece her gün bir cinayet işleyeceğini açıklar. Videonun ardından Gotham tekrardan kaosa sürüklenir. Joker artık direkt olarak Batman’i hedef göstermektedir.

    Bruce Wayne’in anlayamadığı şey ise Joker’in “Sen olmazsan ben var olamam” ya da “Beni tamamlayan sensin” sözlerinde gizli. Batman aksiyondur, Joker ise reaksiyon. Şayet Batman kanunları çiğnemeseydi, mafya bir teröriste sığınmayacaktı ve Joker hiç var olmayacaktı.

    Savcı Harvey Dent’in ve Komiser Gordon’ın yüzlerce kişiyi hapse attırdığı, mafya babalarının davasına bakan yargıç öldürülür. Ardından Joker ve çetesi, Bruce Wayne’in düzenlediği partiyi basar.

    Baskın olacağından erkenden haberdar olan Bruce Wayne, Harvey’i korumaya alır. Joker her yaptığıyla halkı daha da terörize eder, korku salar ve devleti harekete geçmeye, etik değerleri çiğnemeye zorlar. Provoke eder. Batman’e de söylediği gibi, istediği şey kuralların çiğnenmesidir.

    Joker, insanları bu sistemin sahte olduğuna ikna etmeye çalışıyor ancak Batman’in sandığının aksine hedef kendisi değildir. Batman’in varlığı zaten tartışmalıdır. Joker tartışılmazı yani adaleti ve hukuk sistemini yıkmak istemektedir. Teraziyi tutan eli kesersen ne adalet kalır ne de başka bir şey. İşte Joker’in hedefi de tam olarak budur. Halka adaletin gerçekte var olmadığını göstermek istemektedir.

    Joker daha da ileri gider ve belediye başkanını öldüreceğini duyurur. Tüm uyarılara ve açık tehdide rağmen belediye başkanı saklanmıyor ancak halk korkuyordur. Beklenen olur ve Joker, başkana ateş açar.

    Ancak Gordon araya girer ve kendini feda eder. Yani emniyet kendini siyasiler için feda eder. Bu Gotham halkını şok eder. Joker, halka uyguladığı baskıyı arttırmaya devam ettikçe halk da buna tepki olarak Batman’in kellesini ister. 4. kolun ne kadar demokratik olabileceği soru işaretidir.

    Savcı Harvey Dent, Batman’in kendisi olduğunu iddia eder.

    Yani hukuk, 4. kola sahip çıkar hatta yaptıklarını üstlenir. Hedef Joker’i tuzağa düşürmektir. Joker, Dent’i öldürmek ya da yakalamak için harekete geçer. Batman ve Joker yüzleşir. Joker, Batman’in kendisini ezmesi için fırsat verir.

    Eğer Batman, Joker’i öldürürse kuralı çiğnemiş olacak ve Joker haklı çıkacaktır çünkü Batman’in sandığının aksine Joker onu yemliyordur. Harvey Dent’in Batman olmadığını zaten biliyordur. Joker’in amacı Batman’i kendisini öldürebilecek seviyeye getirmektir. Joker, Batman’in maskesini çıkaracağı sırada Gordon yetişir ve Joker’i yakalar.

    Gordon ölmemiştir ancak Joker’in başından beri planı budur. Gordon’u haksız çıkarmak ve yalan söyleterek bunu başarır. Devlet yalan söylemiştir. Joker de zaten bunun yaşanması için yapacağı suikasti önceden haber vermiştir. 3 koldan ikisi Joker’in planlarına uygun şekilde sınırları aşmış ve yoldan çıkmıştır.

    Joker yakalanınca Batman onu sorguya çeker.

    -Joker’in Hedefi Kim?

    Burada net bir şekilde hedefinin o olmadığını söyler hatta “Sen benim gibisin, beni tamamlıyorsun” der ancak kanunların saçmalık olduğunu ve kuralsız yaşanması gerektiğini vurgular. Bunun için Joker, Harvey Dent’i ve Rachel’ı kaçırarak bombalara bağlar. Batman kısa bir sinir krizi geçirir ancak bu Joker’in umurunda olmaz.

    Ardından Batman’e iki seçenek sunar. Ya Savcı Harvey Dent’i yani adaleti kurtaracak, Gotham kurtulacaktır ya da aşık olduğu kadını Rachel’ı kurtaracaktır.

    Eğer Batman sistemin tarafındaysa seçimi Harvey Dent’i kurtarmak olmalıdır. Joker bunu beklediği için yerlerini ters söyler. Batman sistemi değil, kendi kişisel çıkarlarını öncelediği için Rachel’ı kurtarmaya gider ancak Joker yerleri ters söylediği için orada Harvey Dent’i bulur. İstemeden de olsa Rachel’ı öldürmüş olur. Oysa doğru olanı yapıp Harvey’i kurtarmaya gitseydi, Rachel’ı bulacak ve sevdiği kadının hayatını kurtarmış olacaktı.

    Yani eğer doğru olanı yapsaydı Joker onu ödüllendirerek Rachel’ı kurtarmasını sağlayacaktı. Joker bu hamleyle beraber Batman’i psikolojik olarak yıkmayı başarır.

    -İkiyüzlü Adalet

    Patlama sırasında Harvey Dent’in yüzünün yarısı yanar. Gotham’ın “Ak Şövalyesi” Harvey Dent, yaşadığı travmalar sonucu delirir ve İki Yüz’e (Two-Face) dönüşür. Yeni dönüştüğü kişilik olan Two-Face aslında hukukun ikiyüzlülüğü için bir alegoridir.

    Joker bu sefer Batman’in kimliğini açıklamak isteyen birini hedef gösterir. Eğer bir saat içerisinde bu kişi susturulmazsa şehirdeki rastgele bir hastaneyi patlatacağını duyurur. Joker önce Batman’i hedef alarak halkı Batman’e karşı kışkırtmıştır. Şimdi de halkı birbirine düşürür.

    Bu esnada olayın şokunu yaşayan Bruce, Alfred’e daha önce bahsettiği hırsızı nasıl yakaladığını sorar. Alfred net bir cevap verir “Tüm ormanı yakarak.” Bu scorched earth policy’ye (yakıp yıkma taktiği) bir göndermedir. Yakıp yıkma taktiği, işgal eden düşman ordusuna karşı geri çekilen ordu tarafından kullanılan ve düşmana faydalı olabilecek her şeyin tahrip edilip kullanılamaz hale getirilmesine dayanan askerî taktiktir. Bu terörizm ile mücadelede sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

    Joker bu esnada hastanede bulunan Harvey Dent’i ziyaret eder.

    Dent ile yaptığı konuşmada onu manipüle eder. Batman ve Gordon ile yapmış olduğu planların bu yaşananlara sebep olduğunu anlatır. Kendisinin aslında böyle bir niyetinin olmadığını söyler. Kaosun adil olduğunu ispatlamak için kendi kellesini sunar. Dent’in eline bir silah verir. Dent, yazı-tura atar. Kaos adildir. Joker şanslıdır ve yaşam çıkar. Bu şekilde anarşist olan Joker, hukuku ve adaleti bozar. Joker, devletin tüm ayarlarıyla oynamıştır. Geriye yalnızca halk kalmıştır. Batman ise etik değerleri askıya alır. Gotham’daki tüm telefonları dinleyen bir sistem kurar.

    -Özgürlük mü? Güvenlik mi?

    İlk filmden bu yana sürdürülen etik sorusu ve oyun teorisi devam etmektedir. Bu US Patriot Act yasasına bir göndermedir. 11 Eylül sonrası insan haklarını ve özgürlüklerini kısıtlayan Bush hükümetinin kendi yetkilerini güçlendirmek için çıkardıkları yasa olan Patriot Act: ABD hükümetinin bireylerin hak ve özgürlüklerini askıya almasını, internet servis sağlayıcıları ve telekomünikasyon şirketleri aracılığıyla; insanların banka hareketlerinden, telefon konuşmalarına, attıkları her adımın takip edilmesini, gözlemlenmesini ve izlenmesini yasal hale getirmektedir. Bu yasa terörle mücadele için gerekli görülmüştür. Amerikan halkı ise yaşadıkları korku sonucu sesini çıkarmamış ve bunu onaylamıştır.

    -Kaosun Yükselişi

    Filmin sonuna yaklaştıkça oyun teorisi bazında Joker’in eylemleri artar. Joker, iki gemiye bomba yerleştirdiğini açıklar. Bu iki gemide de karşı gemiyi patlatabilecek kumandalar vardır. Karşı tarafı önce patlatan kurtulacaktır. Bir gemide masum Gotham halkı diğer gemide ise suçlular ve mahkumlar vardır. Oyun teorisinden hakim olduğumuz tutsak ikileminin üzerinde oynanmış hali.

    Bu sırada Joker’in bulunduğu binaya saldırı yapmak isteyen Gordon, Joker’in esirlerini ve adamlarını görür. Ancak esir olarak gözüken kişiler Joker’in adamları, adamları gibi gözüken kişiler ise esirlerdir. Yine klasik oyun teorisi. Joker’in amacı, polise masumları öldürtmektir. Batman’in insan haklarını çiğneyerek telefonları dinletmesi işe yarar ve Joker’in yerini bulur. Kısa bir dövüş sonrası film odak noktasına varır.

    Bir tarafta masum halk diğer tarafta ise suçlular. Sivillerden birinin söylediği gibi: “Bir grup suçlu ölmeyi hak ediyor, bizler ise masumuz.” Bu noktada iki taraftan biri diğerini öldürdüğünde Joker haklı çıkacaktır. Modern insanın etik anlayışı içgüdüsel dürtülerine yenik düşecektir.

    Şimdiye kadar polis, suçlu, yargı, mafya ve devlet çatışması izledik. Artık söz hakkı halka gelmiştir. Batman de bir şey yapmayarak olacakları izliyordur çünkü onun açısından da halkın ne yapacağı önemlidir. Ancak Joker’in beklediği olmaz, Nash dengesi yaşanır. İki taraf da bombayı patlatmaz. Özellikle iri kıyım siyahi bir suçlu;

    “Müdürlerine zorla elimden aldı dersin, kimse seni suçlamaz.” demesiyle müdürden tetik mekanizmasını alır ve seyirci olarak düğmeye basmasını, karşı gemiyi patlatmasını bekleriz.

    En beklenmeyen adam en büyük fedakarlığı yapıp tetik mekanizmasını denize atar. Müdür patlatılmasına göz yumarken, acımasız gözüken suçlu bunu yapmaz. Nolan’ın burada vermek istediği mesaj açık. Fedakarlık yapılmadan kriz durumları aşılamaz. Joker, tüm film boyunca ilk defa insanların elinden seçim haklarını alır ve onların kararlarına rağmen vapurları patlatacağını söyler.

    Bu noktada Batman’e sorar “Nasıl oldu bu yaralar biliyor musun?” Batman ise “Hayır ama bunların nasıl olduğunu biliyorum” diyerek Joker’i binadan aşağı atar. Anarşistin söyleyecekleri artık Batman’in umurunda değildir. Tek amacı onu durdurmaktır. Joker, Batman’in ondan farksız olduğunu ispatladığını sandığı için binadan düşerken kahkaha atmaya başlar.

    Joker kazandığını düşünüyordur ancak Batman onu yakalayıp geri yukarı çekince “Sen ve ben bunu sonsuza kadar yapmakla yükümlüyüz. Hareket ettirilemeyen bir nesne, durdurulamayan bir obje ile karşılaşırsa bu olur.” der. Batman’in kötü tarafa geçmeyeceğini bilen Joker bu yüzden en baştan beri planlarını Batman üzerine değil Harvey Dent üzerine yapmıştır.

    -Kaosun Edebi Çözümü

    Peki bu kaosun içinden bir düzen nasıl çıkacak? İşte tam bu noktada senaristler, tarihin tozlu raflarından edebi bir çözüm buldular. Christopher Nolan’ın kardeşi ve senarist ortağı Jonathan Nolan, The Dark Knight (Kara Şövalye) senaryosunu yazarken Borges’in spesifik bir hikayesinden doğrudan esinlenmiştir. Bu hikayenin adı Hain ve Kahraman Teması (Tema del traidor y del héroe)

    Bu hikayeye göre: İrlandalı milli bir kahraman ve milliyetçi bir grup İrlandalıya liderlik eden Fergus Kilpatrick’in öldürülüşünün 100. yılında kendisinin soyundan gelen Ryan, dedesi hakkında bir biyografi yazmak ister. Kilpatrick bir tiyatroda kimliği bilinmeyen kişiler tarafından öldürülmüştür. Üzerinde ise bir falcı tarafından yazılan kendisinin öldürüleceğini öngören bir mektup vardır. Olayı araştıran Ryan, Shakespeare oyunları ile bir paralellik olduğunu fark eder. Bunun üzerine Kilpatrick grubunun başında bulunan Nolan adlı kişinin ki evet gerçekten tesadüf öyle ki bu karakterin adı James Nolan. Nolan’ın Shakespeare parçalarını Galceye tercüme eden kişi olduğunu öğrenir.

    Bütün araştırmalarının sonunda Ryan gerçeği öğrenir. İrlandalı milliyetçiler, İngilizlere satıldıklarını öğrenmişlerdir. Ardından önderleri Kilpatrick, hain olduğunu itiraf etmiştir. İnfaz edilmesine karar verildikten sonra James Nolan bu anın tarihe geçmesini ister. Bunun için Nolan hızlıca Shakespeare imzalı sahte eserler hazırlar. Bu sayede infaz edilen bir hainden, ulusal bir kahraman yaratmış olur. Bunu öğrenen Ryan efsaneye zarar vermemek için susmaya karar verir. İşte The Dark Knight filminin senaryosunu yazarken bu kısa hikayeden etkilenmiştir Nolan kardeşler.

    Batman “bu şehir kendini sana ispatladı” dediğinde Joker “evet ama henüz asımı oynamadım” şeklinde karşılık verir. Batman asla bu savaşı kazanamazdı. Başından beri sadece illegal varlığı bile kaybetmeye mahkum olmasının sebebiydi çünkü savunduğu şey ile olduğu şey birbirlerine uymuyordu. Joker’in hedefi asla Batman değildi çünkü onların çarpışmasının bir sonucu olmazdı. Joker’in hedefi beyaz atlı prens Savcı Harvey Dent’ti. Yani hukuku, yargıyı hedef alıyordu. Joker’in yani teröristin amacı en baştan beri devleti belirli bir noktaya getirmekti. Bu sayede halkın devlete olan güvenini kırıp anarşizmin önünü açacaktı.

    Finalde delirmiş olan Savcı Harvey Dent, emniyet müdürü Gordon’ın ailesini rehin alır. Harvey, Gordon’a kızar “Sana polisler arasındaki rüşvetçiler ve yolsuzluğa bulaşanlar hakkında gerekeni yap demiştim” der. Ancak Gordon bunun yerine Batman yani 4. kolla çalışmayı seçmiştir. Dent, kendisini bulan Batman’e artık adalete inanmadığını, kaosu adil bulduğunu söyler. Dent; Gordon’ın oğlunu öldürecekken Batman, Dent’in üzerine atlar. Dent binadan düşer ve ölür. Batman de kendisini yüksekten aşağı bırakır ve yaralanır.

    Joker kazanmıştır. Gordon yani polis yalan söylemiş, Dent yani yargı ikiyüzlü bir canavara dönüşmüş ve masumları hedef almıştır. Son olarak Batman ise kuralını çiğnemiş ve Harvey Dent’i, Gotham’ın beyaz atlı prensini öldürmüştür.

    -Asil Bir Yalan

    Evet, Joker haklı çıkmıştır ancak gerçekten kazanması için bunu halkın görmesi lazımdır. Bu noktada Nolan’ın seçtiği sona geliyoruz. Batman’in kahramanlığı suçu üzerine alması, ihtiyaç duyulduğu zaman kötü adam olabilmesidir. Yani 4. kol, hukukun ve diğerlerinin suçunu üzerine alır. Batman, terörizmin getirdiği yozlaşmanın üstünü bir yalan ile örtmüştür.

    Ancak filmin sonunda söylenen yalan fazla uzun ömürlü olmaz. 3. film olan The Dark Knight Rises bu filmin doğal devamıdır. İlk film olan Batman Begins filminde ortadan kaldırılan League of Shadows bu sefer farklı bir lider ve ideoloji ile Gotham’a geri döner. Bane tüm örgütlenmesi ile bir komünist hareketidir. Amacı, devletin terörizme karşı yaptığı yanlışları ortaya çıkararak halkı kandırmaktır. Komünizm eleştirisidir bu film.

    -Politik Bir Alegori: The Dark Knight

    Şimdi düşünün. Suçları bitirmek için suça başvurulur. Ardından anarşizm gelir. Peşinden terörizm. Terörizme karşı aşırı şiddet uygulanır ve sistem çöker. Bütün bunları toparlamak için birileri gelir ve kötü adam olur. Günü kurtarırlar ancak kötü adam olurlar. The Dark Knight filmini efsane yapan da budur. Bir filmden çok daha fazlasıdır.

    Hangimiz 1950’lerde yapılan hataları gördük, hangimiz 1970’lerdeki ortamı görüp analiz ettik? Bunun yerine kendi kötülerimizi yarattık. Onlar olmasa daha ciddi sorunlarla yüzleşmek zorunda kalacaktık. Mesela demokrasiye hazır olmamız gerektiği gibi. The Dark Knight’ın etkisi bu kadar büyüktür. Öyle ki eski ABD başkanı Barack Obama bile IŞID ile mücadele toplantılarında bu filmden örnekler vermekte, Joker’i terörizme örnek olarak kullanmaktadır.

    Kaynaklar:

    [Yakıp Yıkma Taktiği (scorched-earth policy)]: britannica.com

    [Tutsak İkilemi (Prisoner’s Dilemma)]: plato.stanford.edu

    [Game Theory in The Dark Knight]: blogs.cornell.edu

  • Devrimin Anatomisi: The Dark Knight Rises

    Devrimin Anatomisi: The Dark Knight Rises

    Neden Düşeriz? Modern Bir Destanın Sonu

    Serinin ikinci filmi The Dark Knight, bir yalan üzerine bitmişti. Joker’in anarşisine karşı düzeni sağlamak için Batman ve Gordon, “Asil Bir Yalan” söylemiş; Harvey Dent’in suçlarını örtbas ederek onu bir kahraman, Batman’i ise bir suçlu ilan etmişlerdi.

    The Dark Knight Rises, işte bu yalanın bedelini sorgulayarak başlar. Dent Yasası (The Dent Act) sayesinde Gotham’da suç bitmiştir. Hapishaneler dolmuş, sokaklar temizlenmiştir. Ancak bu barış, sahte bir barıştır ve temeli çürük olan her yapı gibi, çökmeye mahkumdur.

    Nolan bu filmde rotayı terörizmden (Joker) sınıf çatışmasına ve popülizme (Bane) çevirir. Eğer ikinci film “Kaos” ise bu film “Devrim”dir.

    -Joker’in Antitezi: Bane

    Joker’in bir planı yoktu, o sadece dünyanın yanışını izlemek istiyordu. Bane ise tam tersidir. Bane’in bir planı, bir ideolojisi ve askeri bir disiplini vardır. Joker anarşistse, Bane radikal bir devrimcidir.

    Bane, Gotham’a sadece yıkım getirmez; onlara zehirli bir “umut” getirir. Borsayı basması, zenginlerin evlerini yağmalaması ve halkı “şehrin kontrolünü ellerine almaya” çağırması tesadüf değildir. Bane, toplumun alt tabakasındaki öfkeyi kullanarak bir ayaklanma başlatır.

    Bane’in maskesi bile Joker’in makyajının zıttıdır. Joker yüzünü gizlemek değil, korkutmak için boyardı. Bane ise maskesini yaşamak için takar. Biri psikolojik acı verir, diğeri fiziksel acının ta kendisidir.

    -Edebi Referans: İki Şehrin Hikayesi

    İlk filmde Batman Begins için “Düşen Adam” hikayesi, ikinci film The Dark Knight‘da Borges referansı varken; Nolan bu final filmi için Charles Dickens’ın ünlü eseri, İki Şehrin Hikayesi’nden (A Tale of Two Cities) esinlenmiştir.

    Filmdeki mahkeme sahneleri, zenginlerin sürüklenerek Scarecrow’un (Korkuluk) kurduğu derme çatma mahkemelere çıkarılması ve “Sürgün mü, Ölüm mü?” diye yargılanması doğrudan Fransız İhtilali dönemindeki “Terör Dönemi”ne (Reign of Terror) ve giyotinli infazlara bir göndermedir.

    Filmde Komiser Gordon, Dickens’ın kitabından şu satırları okurken görülür: “Yaptığım bu iş, şimdiye dek yaptığım her şeyden çok daha iyi; gideceğim bu yer, şimdiye dek bildiğim her yerden çok daha huzurlu.” Nolan; Gotham’ı modern bir Paris’e, Bane’in yeraltı ordusunu ise ihtilalci Baldırıçıplaklar’a benzetir.

    -Kuyu Metaforu ve Korkunun Gücü

    Batman, Bane ile ilk karşılaşmasında fiziksel olarak değil, ruhsal olarak yenilir. Bane ona o meşhur repliği söyler: “Barış senin gücünü almış, zafer ise seni zayıflatmış.”

    Bruce Wayne’in beli kırılır ve bir kuyuya atılır. Bu kuyu, serinin başındaki (Batman Begins) kuyuya bir dönüş, yani bir çemberin tamamlanmasıdır. Bruce, kuyudan tırmanmaya çalışırken sürekli başarısız olur çünkü tırmanırken ip kullanır. Yani ölmekten korkmaz.

    Ancak oradaki yaşlı mahkum ona gerçeği fısıldar:

    “Ölümden korkmazsan, yapamazsın. Korku, seni kanatlandırır.”

    Burada Nolan, kahramanlık kavramını yeniden tanımlar. Gerçek kahramanlık korkusuz olmak değil, korkuyu bir güç olarak kullanıp tekrar ayağa kalkabilmektir. Korku özünde bir reflekstir, cesaret ise bir karar. Bruce Wayne ipi (güvenliği) bıraktığında, yani ölüm korkusunu tekrar hissettiğinde “yükselmeyi” (Rises) başarır.

    -Sınıf Savaşı ve Selina Kyle (Kedi Kadın)

    Kedi Kadın (Selina Kyle), filmin başında Bruce Wayne’e; “Fırtına geliyor Bay Wayne. Siz ve arkadaşlarınız, geriye kalan bizlere bu kadar az şey bırakıp, lüks içinde yaşayabileceğinizi sandınız.” der.

    Bu, filmin politik omurgasıdır. Bane, Gotham’ı dış dünyadan koparıp bir şehir devletine dönüştürdüğünde, aslında ezilenlerin “intikam” almasına izin verir. Ancak Nolan burada ince bir eleştiri yapar: Bane, halkın kurtarıcısı gibi görünse de aslında onları bir atom bombasıyla (reaktörle) rehin almıştır. Tıpkı tarihteki pek çok diktatörün “halk adına” yola çıkıp, halkı felakete sürüklemesi gibi. Bane aslında komünist bir devrimci değil, popülist bir diktatördür.

    -Sembolün Ölümsüzlüğü

    Film, serinin ana fikrini tamamlayarak biter. Batman, bombayı alıp okyanusa taşıdığında, Bruce Wayne olarak “ölür”.

    Ancak Batman bir sembol olarak ölümsüzleşir.

    Alfred’in İtalya’da Bruce’u gördüğü sahne, Bruce’un artık huzura kavuştuğunu; John Blake’in (Robin) mağarayı bulduğu sahne ise Batman’in bir kişi değil, bir “fikir” olduğunu kanıtlar.

    Batman’in ikinci filmde üstlendiği “kötü adam” rolünü, bu filmde gerçek bir kahramanlık eylemiyle temizlenmiştir. Yalan ortaya çıkmış, Bane, Gordon’ın mektubunu okumuştur ancak Batman yaptığı fedakarlıkla (bombayı uçurarak) halkın güvenini yalandan değil, gerçekten kazanmıştır.

    -Sonuç

    The Dark Knight üçlemesi; korkuyla başlar (Begins), kaosla sınanır (The Dark Knight) ve acıyla yükselerek biter (Rises).

    Nolan, bir süper kahraman hikayesi anlatmamıştır. O; suçun sosyolojisini, terörün psikolojisini ve medeniyetin ne kadar kırılgan olduğunu anlatan modern bir destan yazmıştır. Bu destan bize şunu öğretir: Düşmemizin nedeni, tekrar ayağa kalkmayı öğrenmektir.

    Kaynaklar:

    [A Tale of Two Cities esinlenmesi]: theguardian.com

    [Christopher Nolan Röportaj]: comingsoon.net

    [Filmin Politik Analizi]: theatlantic.com

    [Bane’in Psikolojik Analizi]: psychologytoday.com