Efsanelerin Temeli
Hayatımızın bir noktasında hepimizin karşısına çıkan bir hikaye var. YouTuber’lar bu konu üzerine onlarca video yaptı ve milyonlarca izlendiler. Sovyetlerin kazdığı 12.000 metre derinliğindeki Kola Sondaj Deliği ve Cehennem’den geldiği iddia edilen çığlık sesleri.
Anlatılan hikayeye göre Soğuk Savaş döneminde SSCB, Dünya’nın derinliklerine inme yarışı sırasında Kola Derin Sondajı adını alacak olan bir sondaj projesi başlatmıştı. Sıcaklığın bir anda yükseldiğini ve kazdıkları bu sondaj deliğinden çığlık sesleri geldiğini fark etmeleri üzerine deliğe sıcaklığa dayanıklı bir mikrofon sarkıtıp o korkunç çığlık seslerini kaydettiler. (Yazının devamında ses mevcut)
-Neden Bu Kadar Derine Kazdılar?
ABD ve SSCB arasında bilimsel, askeri, kültürel ve teknolojik her alanda yarışın olduğu Soğuk Savaş döneminde devletler yalnızca uzaya çıkmak ve en güçlü nükleer silahı geliştirmek için yarışmıyordu. Aynı zamanda Dünya’nın en derin çukurunu açmak ve yerin altını yani gezegenimizin geçmişini keşfetmek için de çalışıyorlardı. Yer kabuğunun katmanlarında gittikçe derine inmek demek aynı zamanda tarihte de geçmişe gitmek ve Dünya tarihi hakkında daha fazla şey öğrenmek anlamına geliyordu.
Dünya’nın derinliklerine doğru yapılan bu yarışı 1960 yılında “MOHOLE” adlı proje ile ABD başlatmıştı.

Bu projeden yaklaşık 10 yıl sonra SSCB de bir proje başlatmış ve Dünya’nın derinliklerini keşfetmeye karar vermişti. Cehenneme inen delik de bu proje sonucunda oluştu. SSCB, ABD’nin yarıda bıraktığı bu işi tamamlamak istiyordu. Amaçları daha önce inilmediği kadar derine inmek ve yeni şeyler keşfetmekti. Bekledikleri şey eşi benzeri görülmemiş, değerli mineraller ve madenler bulmaktı ancak karşılaştıkları şey hepimizin duyduğu o korkunç sesler olmuştu.
-Kola Sondaj Projesi Detayları
SSCB bu proje için ülkenin en iyi jeologlarından Dr. Dmitri Azzacov ve ekibini görevlendirmişti.

Dr. Azacov, ekibi ile beraber Sibirya’ya yerleştirildi. Bu iş için devasa bir sondaj makinesi inşa ettiler. Kazı alanının yakınlarına da seyyar bir laboratuvar kurdular ve kazı işlemine başladılar. Bu sayede sondaj makinesi derinlere indikçe çıkardıkları toprak, kaya parçaları, mineraller ve madenler yani kısaca numuneleri de rahat bir şekilde seyyar laboratuvarlarda işleniyor ve notlar alınıyordu.
Yıllar süren bu çalışmanın ardından kazı 12 km derinliğe kadar ulaştı ancak daha ileriye gidemiyorlardı çünkü sondaj makinesi 12.226 metreye vardığında boşa dönmeye başlamıştı. Sanki kırılacak ya da delinecek hiçbir şey kalmamış ve Dünya’nın merkezine varmışlardı. Bu noktada sondaj makinesini dikkatlice çıkardılar. Makineyi çıkardıklarında matkap ucunun eriyerek parçalandığını fark ettiler. Ardından açılan çukur ile ilgili incelemelerine başladılar. İşte işler bu noktada garipleşmeye başladı.
Önce sıcaklığı ölçmek istediler. İlk şaşkınlığı burada yaşadılar çünkü sıcaklıklar 1200 dereceyi gösteriyordu. Başta gözlerine inanamadılar çünkü bekledikleri değer çok daha düşük bir sıcaklık olmasıydı. Bu yüzden ölçümleri farklı cihazlarla tekrar yaptılar ancak farklı cihazlarla yaptıkları ölçümler de aynı değeri, 1200 dereceyi gösteriyordu.
Buna şaşıran Dr. Dimirti Azzakov, sıcaklıktan dolayı erimiş kayaların oluşturduğu basıncın ve gerginliğin sesini kaydetmek için ısıya dayanıklı bir tür mikrofonu delikten aşağı sarkıtılması talimatını verdi. Ses kayıtlarını dinlediklerinde ise dehşete kapıldılar çünkü bekledikleri ses olan basınç ve gerginliğin sesini değil acı içinde çığlıklar atan insanların sesini kaydetmişlerdi.
(Yüksek ve ürkütücü ses, kolay korkan biriyseniz dinlememenizi öneririm)
-SSCB Projeye Müdahale Etti
Ateist bir rejim ile yürütülen SSCB’de cehennemin ses kayıtlarının yayınlanması bir infial yaratacağı için apar topar bütün projeyi durdurdular. Proje alanını ordu ablukaya aldı. Kimse ne dışarı çıkabiliyor ne de içeri girebiliyordu. Kazı ekibindeki bütün bilim insanlarına yakın dönem hafızalarını silen sedatif (sakinleştirici) maddeler verildi. Kayıtlar ise saklandı.
Üstü kapatılmak istenen bu hikaye 1990’lı yıllarda tekrardan ortaya çıktı. SSCB’nin dağılmasının ardından Cehennem’in ses kayıtları kamuya sunuldu. En azından efsane böyle. Aslında hikayenin gerçeği çok daha farklı.
Kola Derin Sondajı Hakkındaki Gerçekler?
-En Baştan Başlayalım
Öncelikle fark etmişsinizdir, Dr. Dmitri Azzacov adını yazı boyunca her seferinde farklı yazdım. Bu bir hata değildi çünkü gerçekte Dr. Dmitri Azzacov diye biri hiç yaşamadı. Dokuz Eylül Üniversitesi tarafından yayınlanan yazıdaki Dr. Azzacov bile aslında Yeni Zelandalı bir rafting sporcusu.

Peki bu hikayenin çıkış noktası ne?
-Bir Efsanenin Doğuşu
Hikayenin temelleri aslında 1960’lı yıllara değil 1990’lı yıllara dayanıyor. Bu hikayenin popülerleşmesi Dünya’nın en büyük dini televizyon ağı olan ABD’deki Hristiyan yayın ağı TBN’e (Trinity Broadcasting Network) dayanıyor.

1990’lı yıllarda yaptıkları bir televizyon programı sırasında bu hikayeden bahsettiler. Ancak hikaye dini yayınlar yapan bir kuruluşun yaydığı bir efsaneden ibaret değil. Bir de bu efsanenin nasıl ortaya çıktığı var.
Bu efsanenin kaynağı Fince yazılmış bir makale ve 1989’da Finlandiya’da yayınlanan yerel bir gazeteydi. Bu gazete büyük okuyucu kitlesine sahip bir gazete değildi. Pentikostal Hristiyanların çıkardığı küçük bir bültendi. Bütün bu hikaye ise Ammennusatia isimli bu bültenin okuyucularının yazmalarına izin verdikleri bir bölümüne yaşlı bir Hristiyan tarafından yazılmıştı.

Åge Rendalen isimli bir öğretmen, ABD’deki ünlü Hristiyan yayın kuruluşu TBN’in (Trinity Broadcasting Network) bu saçma Finlandiya haberini “büyük bir mucize” gibi yayınladığını görünce şoke oldu. Amerikalıların ne kadar saf olduğunu ve kaynak kontrolü yapmadan her şeye inandıklarını kanıtlamak için onlara sahte bir mektup yazdı.
Rendalen, mektubunda kendisini “Norveç Adalet Bakanlığı Özel Danışmanı” gibi tanıttı (yalandı). Hikayeyi doğrulamakla kalmadı, içine “Delikten yarasa kanatlı bir yaratık çıktı ve gökyüzüne uçtu” gibi daha da saçma detaylar ekledi.
TBN kanalı bu yalanları hiç sorgulamadan “Bakın, kanıtlandı!” diye yayınladı. Rendalen daha sonra bir Norveç gazetesine çıkarak “Hepsini ben uydurdum, Amerikalıların ne kadar kolay kandırıldığını test etmek istedim” diyerek itiraf etti.
-Cehennemden Gelen Çığlıklar
İnternette dolaşan o meşhur “çığlık sesleri” ise 1972 yapımı “Baron Blood” (Mario Bava’nın filmi) adlı korku filminden alınan ses efektlerinin loop’a alınmış (tekrarlanan) halidir. Yani ses bile sondajdan değil, bir film stüdyosundandır.

Peki hikayeye göre projeyi yürüten Dr. Dmitri Azzacov bile yalansa SSCB gerçekten de 12.226 metreye kadar kazmış mıydı? Cevap kısaca evet. Şimdi gelelim işin bilim ve gerçek kısmına.
-Gerçekte Kola Derin Sondajı Nedir?
Öncelikle deneyin yapıldığı konum bilgisini düzeltmeliyiz. Genellikle “The Well to Hell in Siberia” başlıkları atılır. Çünkü Batılılar özellikle de Amerikalılar için “Sibirya” kelimesi, “uzak, soğuk ve gizemli Rusya” demektir ve kulağa daha korkutucu geliyor. Coğrafi bilgi ise umurlarında değildi. Gerçekte ise proje Rusya’nın en kuzeybatısında (Finlandiya ve Norveç sınırında) bulunan Murmansk Oblastı’nda bulunan Kola Yarımadası’nda yapılmıştır. Sibirya ise Rusya’nın doğusundaki o devasa alandır. Aralarındaki mesafe yaklaşık 3000-4000 km kadardır.
Projeyi yürüten kişinin ismi ise Dr. Dmitri Azzacov değil gerçek ve ünlü jeolog David Guberman’dır. SSCB, 24 Mayıs 1970 tarihinde başlattıkları Kola Derin Sondajı projesi ile 1983 yılında 12.000 metre derinliğe kadar inmeyi başardı ancak bu derinlikten herhangi bir ses kaydı almadılar.

Bu derinlikte çalışmalarını sonlandırmak zorunda kaldılar çünkü basınç atmosfer basıncının 4.000 katıydı, sıcaklık ise 180 dereceye kadar çıkmıştı. Bu, o derinlik için beklenenden çok daha sıcaktı. Bu korkunç sıcaklık ve basınç değerlerinde kayalar “plastik” gibi davranmaya başlamıştı. Buna rağmen kazı zaman zaman devam etti.

2005 yılına geldiğimizde ise final noktasına ulaşıldı. Dünya rekoru kırıldı ve bütçe sorunları nedeniyle kazı durduruldu. Çalışma sonlandırıldığında ise Ruslar 12.262 metre kadar derine ulaşmayı başarmışlardı. Tahmin edebileceğiniz üzere hiçbir ses ortaya çıkmadı. Cehenneme ulaşılamamıştı.
-Bu Hikaye Nasıl Bu Kadar Popüler Oldu?
Günümüzde Dünya’nın büyük bir kısmı ki buna bu efsaneyi ortaya atan yaşlı Hristiyan Fin de dahil semavi dinlere inanmakta. Semavi dinlerde yaratım, öteki Dünya ve yaratıcı; “sema” yani gökyüzü ile ilişkilendirilir. Cennet ve Cehennem, Dünya’nın altında veya üstünde değil semada yani göklerde bir yerdedir. Buradaki gökler terimi yukarısı olan değil üst bir boyut anlamındadır.
Cehennem’in yeraltında olması daha çok pagan dinlere özgüdür. Türk Paganizmi, Yunan Paganizmi ve de en ünlülerinden Norse yani İskandinav Paganizmi. Artık inanç bakımından temelleri bile farklı olan inanışlara geçen halklarda, Paganizm kültürel izler bırakmıştır. Türklerin nazar değmesin diye tahtaya vurması ve daha bir çok kültürel eylem de Paganlık zamanlarından kalan bir gelenektir. Belki de bu yüzdendir ki yaşlı bir adamın yazdığı bu hikaye önce Finlandiya’da sonrasında da ABD’de ve Dünya’da bu kadar popüler olmuştur.
Kaynaklar:
-[Kola Sondaj Deliği ile İlgili İzlemenizi Önereceğimiz Videolar]:
- [Baso] www.youtube.com
- [Ayhan Tarakcı] www.youtube.com
-[Kola Derin Sondajı Hakkında Bilimsel Gerçekler] www.scientificamerican.com
-[Kola Derin Sondajı Tarihçesi] www.atlasobscura.com
-[Åge Rendalen Hikayesi] www.skeptoid.com
