Devrimin Anatomisi: The Dark Knight Rises

Neden Düşeriz? Modern Bir Destanın Sonu

Serinin ikinci filmi The Dark Knight, bir yalan üzerine bitmişti. Joker’in anarşisine karşı düzeni sağlamak için Batman ve Gordon, “Asil Bir Yalan” söylemiş; Harvey Dent’in suçlarını örtbas ederek onu bir kahraman, Batman’i ise bir suçlu ilan etmişlerdi.

The Dark Knight Rises, işte bu yalanın bedelini sorgulayarak başlar. Dent Yasası (The Dent Act) sayesinde Gotham’da suç bitmiştir. Hapishaneler dolmuş, sokaklar temizlenmiştir. Ancak bu barış, sahte bir barıştır ve temeli çürük olan her yapı gibi, çökmeye mahkumdur.

Nolan bu filmde rotayı terörizmden (Joker) sınıf çatışmasına ve popülizme (Bane) çevirir. Eğer ikinci film “Kaos” ise bu film “Devrim”dir.

-Joker’in Antitezi: Bane

Joker’in bir planı yoktu, o sadece dünyanın yanışını izlemek istiyordu. Bane ise tam tersidir. Bane’in bir planı, bir ideolojisi ve askeri bir disiplini vardır. Joker anarşistse, Bane radikal bir devrimcidir.

Bane, Gotham’a sadece yıkım getirmez; onlara zehirli bir “umut” getirir. Borsayı basması, zenginlerin evlerini yağmalaması ve halkı “şehrin kontrolünü ellerine almaya” çağırması tesadüf değildir. Bane, toplumun alt tabakasındaki öfkeyi kullanarak bir ayaklanma başlatır.

Bane’in maskesi bile Joker’in makyajının zıttıdır. Joker yüzünü gizlemek değil, korkutmak için boyardı. Bane ise maskesini yaşamak için takar. Biri psikolojik acı verir, diğeri fiziksel acının ta kendisidir.

-Edebi Referans: İki Şehrin Hikayesi

İlk filmde Batman Begins için “Düşen Adam” hikayesi, ikinci film The Dark Knight‘da Borges referansı varken; Nolan bu final filmi için Charles Dickens’ın ünlü eseri, İki Şehrin Hikayesi’nden (A Tale of Two Cities) esinlenmiştir.

Filmdeki mahkeme sahneleri, zenginlerin sürüklenerek Scarecrow’un (Korkuluk) kurduğu derme çatma mahkemelere çıkarılması ve “Sürgün mü, Ölüm mü?” diye yargılanması doğrudan Fransız İhtilali dönemindeki “Terör Dönemi”ne (Reign of Terror) ve giyotinli infazlara bir göndermedir.

Filmde Komiser Gordon, Dickens’ın kitabından şu satırları okurken görülür: “Yaptığım bu iş, şimdiye dek yaptığım her şeyden çok daha iyi; gideceğim bu yer, şimdiye dek bildiğim her yerden çok daha huzurlu.” Nolan; Gotham’ı modern bir Paris’e, Bane’in yeraltı ordusunu ise ihtilalci Baldırıçıplaklar’a benzetir.

-Kuyu Metaforu ve Korkunun Gücü

Batman, Bane ile ilk karşılaşmasında fiziksel olarak değil, ruhsal olarak yenilir. Bane ona o meşhur repliği söyler: “Barış senin gücünü almış, zafer ise seni zayıflatmış.”

Bruce Wayne’in beli kırılır ve bir kuyuya atılır. Bu kuyu, serinin başındaki (Batman Begins) kuyuya bir dönüş, yani bir çemberin tamamlanmasıdır. Bruce, kuyudan tırmanmaya çalışırken sürekli başarısız olur çünkü tırmanırken ip kullanır. Yani ölmekten korkmaz.

Ancak oradaki yaşlı mahkum ona gerçeği fısıldar:

“Ölümden korkmazsan, yapamazsın. Korku, seni kanatlandırır.”

Burada Nolan, kahramanlık kavramını yeniden tanımlar. Gerçek kahramanlık korkusuz olmak değil, korkuyu bir güç olarak kullanıp tekrar ayağa kalkabilmektir. Korku özünde bir reflekstir, cesaret ise bir karar. Bruce Wayne ipi (güvenliği) bıraktığında, yani ölüm korkusunu tekrar hissettiğinde “yükselmeyi” (Rises) başarır.

-Sınıf Savaşı ve Selina Kyle (Kedi Kadın)

Kedi Kadın (Selina Kyle), filmin başında Bruce Wayne’e; “Fırtına geliyor Bay Wayne. Siz ve arkadaşlarınız, geriye kalan bizlere bu kadar az şey bırakıp, lüks içinde yaşayabileceğinizi sandınız.” der.

Bu, filmin politik omurgasıdır. Bane, Gotham’ı dış dünyadan koparıp bir şehir devletine dönüştürdüğünde, aslında ezilenlerin “intikam” almasına izin verir. Ancak Nolan burada ince bir eleştiri yapar: Bane, halkın kurtarıcısı gibi görünse de aslında onları bir atom bombasıyla (reaktörle) rehin almıştır. Tıpkı tarihteki pek çok diktatörün “halk adına” yola çıkıp, halkı felakete sürüklemesi gibi. Bane aslında komünist bir devrimci değil, popülist bir diktatördür.

-Sembolün Ölümsüzlüğü

Film, serinin ana fikrini tamamlayarak biter. Batman, bombayı alıp okyanusa taşıdığında, Bruce Wayne olarak “ölür”.

Ancak Batman bir sembol olarak ölümsüzleşir.

Alfred’in İtalya’da Bruce’u gördüğü sahne, Bruce’un artık huzura kavuştuğunu; John Blake’in (Robin) mağarayı bulduğu sahne ise Batman’in bir kişi değil, bir “fikir” olduğunu kanıtlar.

Batman’in ikinci filmde üstlendiği “kötü adam” rolünü, bu filmde gerçek bir kahramanlık eylemiyle temizlenmiştir. Yalan ortaya çıkmış, Bane, Gordon’ın mektubunu okumuştur ancak Batman yaptığı fedakarlıkla (bombayı uçurarak) halkın güvenini yalandan değil, gerçekten kazanmıştır.

-Sonuç

The Dark Knight üçlemesi; korkuyla başlar (Begins), kaosla sınanır (The Dark Knight) ve acıyla yükselerek biter (Rises).

Nolan, bir süper kahraman hikayesi anlatmamıştır. O; suçun sosyolojisini, terörün psikolojisini ve medeniyetin ne kadar kırılgan olduğunu anlatan modern bir destan yazmıştır. Bu destan bize şunu öğretir: Düşmemizin nedeni, tekrar ayağa kalkmayı öğrenmektir.

Kaynaklar:

[A Tale of Two Cities esinlenmesi]: theguardian.com

[Christopher Nolan Röportaj]: comingsoon.net

[Filmin Politik Analizi]: theatlantic.com

[Bane’in Psikolojik Analizi]: psychologytoday.com

Comments

Bir yanıt yazın